Başarı bir yolculuktur, yarış değil.

 

Herkes hayatı boyunca bir çok başarısızlıkla karşılaşmıştır. Eğer karşılaşmadıysa da muhakkak karşılaşmalıdır. İşten kovulma, terkedilme, saatlerce uğraştığınız kekin kabarmaması ya da daha yeni başladığınız spor salonuna bile istikrarlı gitmiyor olmanız, hepsi de kendinize ‘ben beceriksizim’ şemasını yapıştırmak için çok ideal sebepler. Ancak, bir şeyi unutmamak gerek; bir çok kişinin mutsuzluk ve hayal kırıklığı ile yanıt vereceği başarısızlığa, ne yanıt vereceğimiz ne yaşadığımızdan çok daha kıymetli.… Devamını oku...

İnsanlar neden psikoterapiye gitmek istemez?

Bir psikolog olarak, kendi sosyal çevremde de sıklıkla karşılaştığım ve duyduğum bazı ifadeler var. ‘Zor zamanlardan geçiyorum, ancak psikoloğa gitmek istemiyorum’. Bireylerin psikoterapi desteğine yoğun ihtiyaç duydukları ancak belirli sebeplerle destek almayı reddettikleri bir gerçek. Peki neden? Sosyal çevremde psikoterapi ile ilgili yanlış bilinenleri doğrulamam mümkün, ancak daha fazla kişiye ulaşabilmek için bu hafta konuyla ilgili soru işaretlerini yanıtlıyorum.

  1. ”Arkadaşlarımla da dertleşebiliyorum”.
Devamını oku...

YENİ SEN

Yeni yılda erken kalk mesela,

Sabah dokuzda üç iş tamamlamanın zindeliğini yaşa,

Kahveyle başlama güne,

Güzel ve besleyici bir kahvaltıyla bedenini ödüllendir,

İyi davran ona, işten çıkınca yürümeyi dene mesela,

Kulaklıklarınla favori müziğin arasında yalnız geçirilen bir saat,

Zihnini keşfet,

Kendini keşfet bu yılda,

Sen kimsin? Neleri seversin?

Kendine karşı ne kadar samimisin?

Sahip olduğun en kıymetli şey zaman! İstediklerini erteleme.… Devamını oku...

Travmatize beyin…

Hemen hemen iki insandan biri hayatlarının bir noktasında travmatik bir olay yaşamıştır ya da yaşama ihtimali vardır. Travma tepkileri çeşitlilik gösterebilir, herkes travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) geliştirmeyebilir. Ancak sizin ya da çevrenizdeki birinin travma ilemücadelesi söz konusuysa, travma hakkında bilmeniz gereken bazı şeyler var.

Travmadan sonra beyin yapısal olarak değişir, aklınızı kaybettiğinizi düşünmek yerine, travmatik bir beyni, farklı şekilde işlev gören yeni bir beyin olarak farz edebilirsiniz.… Devamını oku...

Disleksi nedir?

Geçtiğimiz 1-7 Kasım haftası Disleksi Farkındalık Haftası idi. Ancak ülkemizde ortalama %8 ile %10 arasında sıklığı görülen bu rahatsızlığı ne kadar tanıyoruz?

Disleksi, kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen okuma, yazma ve dil becerilerinde problem yaşamasına sebep olan bir özel öğrenme bozukluğudur. Genellikle yazma ve okuma ile ilişkili görevlerde kendini gösteren bu rahatsızlık, bazen kişinin dikkat ve algılama süreçlerinde de bozulmalara yol açabilir.… Devamını oku...

Mutlu çiftler de aldatır mı?

Öncelikle, bu sorunun cevabını yanıtlamadan, sadakat, sadakatsizlik ve aldatmak kavramlarının doğru tanımlanması gerekiyor. Sadakatsizlik mevcut birliktelik dışında üçüncü kişilerle yaşanan fiziksel ya da duygusal birliktelik sonucu, mevcut birlikteliğin standartlarını ve beklentilerinin çiğnenmesi anlamına geliyor. Yani iki kişi arasındaki birlikteliği tehdit edebilecek her türlü yakınlaşma diyebiliriz. Aldatma ise sadakatsizliğin sonucunda kaçınılmaz olarak ortaya çıkan eylem olarak değerlendirilebilir. Dürüstlük dışında kalan söylem ve davranışları içerir.… Devamını oku...

Ruh ve beden sağlığı bir bütündür

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü, Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu’nun bir projesi olarak doğmuş olup ruh sağlığı ve ruh hastalıklarının toplumda farkındalığını ve anlaşılırlığını artırmak amacıyla 1992’den beri her gün kutlanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre sağlık: kişinin sadece hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil; bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde olmasıdır. Bu nedenle, ruh sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası ve oluşturduğu hastalık yükü ile de toplumsal açıdan büyük bir öneme sahip.… Devamını oku...

SONBAHAR DEPRESYONU

Yazın bitmesiyle birlikte güneşli günler yerini bulutlu ve yağmurlu günlere bırakmaya başladı. Güneşli günlerin azalması, okulların başlaması, ve dolayısıyla sorumlulukların artması, kişilerde birtakım ruhsal sorunlar yaratabiliyor. Haliyle, terapi odama gelen kişilerde depresyonla bu dönemde daha sık karşılaşıyorum. Peki bunun sebebi yalnızca sonbaharın gelişi mi? Yoksa sonbaharı bahane mi ediyoruz?

Sonbahar depresyonu olarak karşılaştığımız bozukluğun bir diğer formu aslında mevsimsel afektif bozukluktur.… Devamını oku...

Affetmek ya da öfke?

İster dostluk ister romantik ilişki isterse de iş arkadaşlığı olsun, her sosyal ilişkide, ihmal edilmek, istismar edilmek, reddedilmek, yalan söylenmek veya başka bir şekilde ihanete maruz kalmamız ne yazık ki hayatın gerçeğidir. Bazen dikkatsiz bir eylem ya da eleştirel ifade bize gerçekten zarar verebilir, özellikle de ona fazla önem veya anlam yüklersek, kişiye daha derin bağlanmışsak, acı daha da derinleşir. Bir kişi için nispeten küçük veya önemsiz olan bir ihlal, diğerine yıkıcı bir şekilde acı verebilir.… Devamını oku...

Neden geçmişi hep güzel hatırlarız?

Aile büyükleri ve çevrenizdeki diğer yaşlı yetişkinlerin, Dünyayı artık geri çevrilemez bir düşüş içinde gördüğünü temsil eden ortak bir basmakalıp konuşma örneği, “Bizim zamanımızda, ben gençken …” ile başlar ve Dünya’nın modern pastasını, modern çağa sığındıkları şeytanlardan arınmış olarak anlatmaya devam eder.
Genel olarak, çoğumuz geçmişe genel olarak olumlu bir şekilde bakma eğilimindeyizdir. Üniversite hatıraları, anneannenizin bahçesi, doğum günü partileri ve aile yemekleri odaklanılan iyi anılardır; aynı dönemde yaşadığınız, sınav stresi, ödevinizi yapmamanızdan kaynaklanan öğretmene ne cevap vereceğim gerginliği, dışarı çıkmak için babanızla kavga etmeniz ise çoğu zaman hatırlanmaz.… Devamını oku...

Duygusal zeka mı dayanıklılık mı?

Konuya başlamadan önce, yazılarımı takip eden herkese geri bildirimleriniz için teşekkür ediyorum. Özellikle sevgili Erdem’in beğenisini kazanmış olmaktan büyük keyif duyduğumu hepinizle paylaşmak isterim. Bu haftaki yazım senin için ?
Sosyal ortamlarda psikoloji ile ilgili konular hep merak konusu olmuştur. Benimde son dönemde en çok karşılaştığım sorulardan biri duygusal zekâ üzerine. Tam olarak tanımadığımız bu kavram zihinsel güçle ilişkilendirilmiş durumda. Önyargılar ise duygusal zekâsı yüksek olan kişilerin zihin gücünün zayıf olduğu yönünde.… Devamını oku...

Kanka sana kız mı yok !

Ayrılık ilişkinin her evresinde alışılması zor bir durum. Evli, nişanlı, sevgili ya da adını bile koymadığınız ilişkilerde bile ayrılık acısı yaşayabilirsiniz. Dağılabilir, başarısızlığa uğradığınızı düşünebilir, boşluğa düşebilir, kendinize zarar veren alışkanlıklar edinebilir, bazen öfke bazen özlem duyabilirsiniz. Her koşulda bu zor bir geçiş dönemi olacak, öncelikle bunu kabul edelim. Ve acımızla yüzleşelim. Çünkü terkedilmenin acı verdiğini kabul etmek bununla başa çıkmanın birinci koşulu.… Devamını oku...

Yoga ve farkındalık

Organik ruh sağlığı bozuklukları ve diğer psikopatolojilere sahip olanlar dışında, terapi odama gelen danışanlarım bir çoğunun sahip oldukları ruh sağlığı bozukluklarının temeli strese dayanıyor. Hatta günlük stres diyerek göz ardı edebileceğiniz birçok basit mesele ilerleyerek, migren, depresyon, fibromiyalji gibi daha kronik sorunlara da sebep olabiliyor.

Ancak stres bu, ‘kafaya takma’ demekle çözülebilecek bir hadise değil.

Öyle ki, yapılan bir araştırmada, tıp doktorlarının çalıştığı alanlarda, kabul ettikleri hastaların yaklaşık %80 ile 90 aralığındaki şikayetlerinin stres kaynaklı olduğu ve bununla birlikte, doktorların sadece %3’ünden azının stres azaltma konusunda hastalarıyla konuştuğu görülmüş.… Devamını oku...

Selfie psikolojisi

Hayvanlar, doğal dünya boyunca, hakimiyeti ve teslimiyeti ifade etmek için göreceli boyut kullanır. Örneğin, yakaladığı fareyi öldürdükten sonra gururla sahibine taşıyan kedileri bilirsiniz. Bu davranış kedinin özgüveninin en doğal temsilidir.

Tıpkı diğer hayvanlar gibi, insanlar da büyüklüğü, baskınlık ve teslimiyetle eşit tutar. Papaz diz çökmüş bir cemaatten önce sunakta durur.  Orator (hatip) oturmuş bir izleyici önünde bir papanın üzerine dikilir. Ve krallar kendisine riayet eden halkın karşısındaki yüksek tahtında oturur.… Devamını oku...

Kafein bizi nasıl uyanık tutar?

Güne kahve içmeden başlayamayanlardansanız ya da kahve içmeden kendinize gelemiyorsanız, merhaba! Sizde kafein bağımlısı olmaya aday olabilirsiniz. Peki nedir bu kafein?
Tarihi hakkında farklı rivayetleri olan kahvenin insanlık tarihinde yaklaşık 600 yıllık bir hikayesi var.  En fazla anlatılan efsaneye göre, kahve ilk olarak Etiyopya’da keçiler tarafından keşfedilmiş. Keçi ve deve sürülerinin çobanları, güttükleri hayvanların garip bir ağacın meyvelerini yedikten sonra, daha canlı, hareketli olduklarını görünce, “bunda bir hikmet var” diyerek durumu fark etmişler.… Devamını oku...

BİR PSİKOPATLA MI BERABERSİNİZ?

Zehirli ilişkiler yaşamı bozan duygusal istismar dalgaları yaratabilir. Bu tarz bir romantizmle ilişkide olan bireylerin genellikle merak ettikleri konu eşlerinin bir bozukluğu olup olmadığıdır. Peki bu bireylerin gösterdikleri ihlal veya tehlikeli davranışlar nörolojik bir sebep olabilir mi? Bazıları için cevap evet.

Kişilik bozukluğu olan bireyler, çoğu zaman ilişki kurmakta zorluk çekerler ve sonlandırmanın oldukça zor olduğu ilişkilere neden olurlar. Psikopat, narsisistik kişilik bozukluğu, sınırda kişilik bozukluğu ve antisosyal kişilik bozukluğu ise bunlardan bazılarıdır.… Devamını oku...

ZİHİN GÜCÜNÜZÜ GELİŞTİRMENİN 3 BASİT YOLU !

Lezzetli ve bol kalorili bir tatlı için aşeriyor olabilirsiniz ya da, yüklü paralar vererek kaydolduğunuz spor salonuna gitmek istemiyorsunuz, çünkü hedeflerinizden vazgeçmek üzeresiniz…
Azim kolay değildir.
Ancak, bu durumu Tanrı tarafından verilen bir irade eksikliği gibi bahanelerle açıklayarak hedeflerinizden vazgeçmeden önce durup düşünün. Çünkü, en başta hayal ettiğiniz, en büyük potansiyelinize ulaşmanız için gereken zihinsel gücünüzü oluşturmak yalnızca birkaç dakikanızı alacak;
Zihinsel gücü oluşturmak, fiziksel güç oluşturmak gibidir.… Devamını oku...

KONTROL DELİSİ OLDUĞUNUZUN 7 İŞARETİ

Terapi odama gelen, depresyon, endişe ve stresle ilgili konularda şikâyet bildiren insanların çoğu ortak bir noktaya sahiptir – kontrol edemeyecekleri şeylere odaklanarak çok fazla zaman harcamaları.

Çevrenizde bu tarz insanlarla sık sık karşılaşabilirsiniz, hatta belki bu hatayı kendiniz bile yapıyor olabilirsiniz. Birçoğumuz, başkalarının düşünceleri hakkında endişe ederiz ya da partnerimizi değişime ikna etmeye çalışırken vakit kaybederiz. Bu örüntü içerisinde zihinsel enerjimizi yanlış yönlendiririz, bunun sonucunda da her zaman meşgul olup yaptığımız işlerden verim alamayabiliriz.… Devamını oku...

ANKSİYETE BİZİM İÇİN İYİ OLABİLİR Mİ?

Anksiyete, diğer bir deyişle kaygı, tıbbi tanımına göre, algılanan bir tehdit altında yaşanan bir tutukluluk hissi ile ortaya çıkan psikolojik ve fiziksel belirtilerin oluşturduğu bir durumdur. Bu psikolojik ve fiziksel belirtiler ise algılanan tehdidin niteliğine ve büyüklüğüne göre kişiden kişiye değişir. Anksiyetenin psikolojik belirtileri, korku hissi, abartılı bir ürkütücü refleks veya alarm reaksiyonu, zayıf konsantrasyon, sinirlilik ve uykusuzluk içerebilir. Hafif kaygılarda fiziksel semptomlar vücudun sözde savaş veya kaç tepkisine bağlı olarak, yani adrenalinin aşırı yükselmesinden kaynaklanan yüksek uyarı hali ortaya çıkar.… Devamını oku...

BEYNİNİZDEKİ ‘SİL’ BUTONU

Sil butonu deyince akla ilk gelen kötü anılardan kurtulmak oluyor. Şu anda muhtemelen zihninizde canlanan eski sevgiliniz ya da travmatik kaza öyküsü olabilir. Ancak durum bundan biraz daha farklı. Aslında, beyninizin daha fazla bilgi edinmek ve yeni, daha güçlü bağlantılar kurmak için alan yaratması için kullandığı büyüleyici bir yöntemden bahsediyorum.

Nörobilimcilerin söylediği bir cümle vardır, Türkçe karşılığını tam yansıtmıyor olsa da, şöyle çevriliyor.… Devamını oku...

ÜÇ AYDIR YORGUNSANIZ BİR UZMANA DANIŞIN

Sürekli yorgunluk, kronik yaygın ağrı yakınmaları, sabah yorgun uyanmak, gün içinde bir işe konsantre olmada zorluk, ellerde ayaklarda karıncalanma, yanma, üşüme, ağrılı adet görme, bazen huzursuz bacak sendromu, kuru göz sendromu…

Bu ve bunun gibi şikayetleriniz varsa ve bir çok farklı uzmanlık alanının tedavisini deneyip, sayısız test yaptırıp sonuç alamadıysanız, fibromiyalji sizinde kapınızı çalmış olabilir.

İçinde bulunduğumuz haftada, 12 Mayıs Günü, Dünyada yaygın olarak görülen ve yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkileyen, çoğu zaman başka hastalıklarla karıştırılan Fibromiyalji hastalığı hakkında toplumda farkındalık oluşturmak adına farkındalık yaratmak için Fibromiyalji Günü olarak belirlenmiştir.

Devamını oku...

KUTLAMA

Dizine sıyrılmış pijama

Kızarmış ekmek kokusu,

Hazır ve kalabalık kahvaltı sofrası

En son oturmak büyük lüks,

Hava soğuk, güneş yakıcı

Tişört giysen üşürsün, ceket taşımak zor

Yağmur yağabilir, güneş varsa gökkuşağı da çıkabilir,

Memleketime çoktan bahar gelmiştir.

Çiçekler güzel, Nisan ayı; lale.

Sevgili, çorapla uyumak gibi,

Sıcak ama rahatsız eder.

Aldatan mı suçlu, aldatılan mı?

Sadakat; erdem.

Affetmek ve unutmak ayrı,

Ama kabul etmek; huzur.… Devamını oku...

BÜTÜN DELİLER BENİ BULUR

‘Tamir etmediklerimizi, tekrarlarız. ” –ChristineLangleyObaugh

Neden insanlar çoğu zaman kendi anne ve babalarına benzer eş tercihleri yapmak isterler? Hiç düşündünüz mü? Bu durum ebeveynler olumlu özelliklere sahipse, ortaya çıkan ilişki her iki bireyde de güzel gelişmelere sebep olabilir. Ancak bazen ebeveynlerin olumsuz ve çevresine zarar verici kişilik özelliklerine sahip olması durumunda da bireylerin yine kendi anne ve babasına benzer eş tercihleri yaptığını görürüz.… Devamını oku...

ÇOCUKLARA ÖLÜMÜ ANLATMAK

Olumsuz bir yaşam olayı olarak değerlendirilen kayıp yaşamak her birey için zor bir deneyim olsa da, özellikle kaybedilen kişi anne ya da baba olduğunda çocukların ruh sağlığı büyük ölçüde etkilenir. Çocuğun yaşadığı deneyimin, daha sonrasında ruhsal travmaya dönüşme olasılığı da oldukça yüksektir. Ancak yaşanan kaybın algılanma ve kayba geliştirilen tepki biçimi, maruz kalan çocuğun yaş aralığına göre değişim gösterir.

Doğumdan sonraki ilk yıllarda bebeğin temel ihtiyaçları yeme, içme, fiziksel koruma, sevgi ve sıcaklık anne ve baba tarafından karşılanır.… Devamını oku...

ŞİZOFRENİ HASTASI OLMAK

‘Akıl Oyunları’ , 2001 yapımı bir şizofreni hastasının gerçek hikayesini konu alan muhteşem film. Bir çok insanın şizofreni hastalığı ile tanışması bu filmle birlikte başladı. Ancak filmde görünenler ne kadar gerçek? Şizofreni hastalığı nasıl gelişiyor? Ya da şizofreni hastaları hayatlarını nasıl sürdürüyor? Bu soruların cevapları çoğu zaman doğru yanıtlanamıyor.

Hastalıkla ilgili yanlış bilinenler, hastalar ve hasta yakınlarına destek olmak için, 11 Nisan Dünya Şizofreni Farkındalık günü olarak belirlenmiş.… Devamını oku...

BİPOLARLA YAŞAM

Siz bu satırları okurken Bipolar Bozukluk için farkındalık tarihi olarak belirlenen 30 Mart’ı çoktan tüketmiş olacağız. Ancak, hastalık konusunda yanlış bilinen konular hakkında yazmak için bu fırsatı kaçırmak istemedim. Çünkü hastalığa sahip olanların yaşadığı en büyük sıkıntı ‘Damgalanma’. Ve bu yanlış inançların değiştirilmesi, hastalık konusunda farkındalık yaratılması, hastaların ve yakınlarının yaşam kalitesi için çok kıymetli.

NEDEN 30 MART?

30 Mart aslında hastalığa sahip olan ünlü ressam Vincent Van Gogh’un doğum tarihidir.… Devamını oku...

KALİTELİ BİR UYKU İÇİN…

Uyku bedenimizin en az beslenme kadar ihtiyaç duyduğu yaşamsal bir faaliyettir. Ancak yemek yemek için kurduğumuz güzel sofraları ve lezzetli yemek alternatiflerini uyku hazırlığı için göstermeyiz. Çünkü uyku çoğu kişi için doğal bir süreçte gerçekleşir. Gün içinde yorulur, yatağımıza yatar ve uyuruz.

Uyku gün boyu kişinin yorulan ve yıpranan sinir sisteminin tamir edildiği, gün içinde edinilen bilgilerin ayıklanıp depolandığı, dış uyaranlara açık ve aktif bir süreçtir.… Devamını oku...

KRONİK YALNIZLIK

Neresinden tutsak yalnızlığı, nereden başlasak? Nüfusun 80 milyona ulaştığı coğrafyada, kalabalık bu kadar yoğun hissedilirken yalnızlık neden?

Size bir danışanımla yaptığım görüşmenin aynısını aktarıyorum. İsim vermeyeceğim tabi ki, ama kendisinden yine de izin istedim paylaşmak için. Etik biz de belkemiği…

”İlgi duymuyorum hocam, hiçbir şeye ilgi duymuyorum. Anlamıyorum da, hayatımda her şey yolunda, eskiden mesela bir sürü problemim vardı. Kayınvalidemle aynı evde yaşıyorduk ve aramızda bir sürü sorun yaşardık.… Devamını oku...

BAĞLANMAK YA DA BAĞLANMAMAK

Çok değil 20 yıla kadar tanımadığımız bu gün ise cep telefonları ile birlikte hayatımızın hemen hemen dörtte üçlük kısmını işgal eden bir araç, internet. Ben o kadar kullanmıyorum diyen kişilerin 3 gün süreyle akıllı telefonlarını servise vermeye davet ediyorum. Sonra tekrar konuşalım.

İnternet kullanımının son günlerdeki hızlı yükselişi, iş yaşamındaki kullanımı bir yana, sosyal medya, oyun, kumar, pornografi ya da çevrimiçi alışveriş alt boyutlarıyla, hepimizin hayatında başrole aday gösteriliyor.  … Devamını oku...

BEYNİMİZİ TANIYALIM

Son yüzyılda ne işe yaradığını keşfettiğimiz bir organdan bahsediyorum. Bedenimizde yukarılarda içeride bir yere yerleştirilmiş ortalama bin 300 gram ağırlığındaki komuta merkezi. Ortalama herkeste aynı aslında. Her insan beyni protein, yağ, su, şeker ve tuzdan oluşuyor, dâhilerinkine özel bir çip falan yerleştirilmemiş yani. Ancak kadınlarda erkeklerinkinden ortalama 100 gr daha hafif. Peki, bu erkeklerin daha zeki olduğu anlamına mı geliyor? Maalesef hayır.… Devamını oku...